>
Ben ilkokuldayken, okuldaki arkadaşlarım arasında piyano çalmak çok popülerdi. Zaten ailem de benim muhakkak bir enstrüman çalmamı istiyorlardı. (Birkaç sene sonra ben şarkıcı olmayı hayal edecektim, orası ayrı konu :=) ) Böylelikle ben 9-10 yaşlarındayken piyano dersi almaya başladım, tabii önce eve Hermann Mayr marka bir piyano alındı. O zamanlar gazetelerin kampanyaları olurdu; araba, piyano o şekilde alınırdı.
Piyano dersi vermeye gelen öğretmenim Onnik Bey o zamanlar 85 yaşındaydı. Zar zor yürürdü ve bizim evimiz beşinci kattaydı. Asansör yoktu tabii, adamcağız nefes nefese kalırdı. Kocaman burnu ve kulakları olduğunu çok net hatırlıyorum. Her geçtiğim parçanın üzerine (Beyer‘ de) tarihi ve imzasını atardı. O yaşta bir çocuk için klasik parçaları sevmek çok zordu; bazen hiç çalışmazdım, canım istemezdi. İşte o günlerde Onnik Bey kapıya geldiğinde (annemler evde yoksa) kapıyı açmıyordum. Evet, çok kötüyüm biliyorum ama çocuk aklı işte. Bir de herhalde çalışmadığım için utanıyordum, yediremiyordum kendime. Ama yine de 85 yaşında adama yapılacak şey değildi. Adamcağız zaten nefes nefese çıktığı merdivenleri gerisin geri iniyordu.
Buna rağmen 1994′ te bir resitalde çaldım. Fotoğrafta davetiyenin ön yüzü ve içinde benim çaldığım parçalar var. Çok heyecanlanmış ve devamlı dudaklarımı kemirmiştim sonradan izlediğim videoda görmüştüm. Ama çaldığım parçaları çok severdim. Özellikle Vollstedt’ in Danse Oriantale‘ sini şu an bile çok severim. Hatta birkaç sene öncesine kadar piyanonun başına oturup yeniden çalmışlığım da vardır.
Resitalin üzerinden 15 sene geçmiş ve ben piyanoya olan ilgimi bir hayli yitirdim. Artık evler de büyük değil, ne benim ne de annemlerin evinde piyanoma maalesef yer yok. Yoksa benim için çok güzel anılar içeriyor, ama kullanmıyorum artık. Eğer piyano almak isteyen olursa benimle itibata geçebilir, çok iyi bir markadır.










